Anasayfa / Genel / BEN KİM, AŞK(A) (Y)AZMAK KİM?

BEN KİM, AŞK(A) (Y)AZMAK KİM?

 

 

Uzun zamandır sohbet etmediğim, kıta ötede bir arkadaşım bu gece, “Sana…” dedi “…aşk çok yakışıyor!”

 

Aşk uzun zamandır bana uğramıyor. Ya da sadece gördükleriyle yetinenler öyle sanıyor. İnsanlar garip sorular soruyor, değişik cümleler kuruyor. Neyse ki bu arkadaşım gibi güzel şeyler söyleyenler de çıkıyor.

 

Aşk… Ağzıma almaya bile çekindiğim bir kavram şimdilerde. Yanıma yaklaştırmadığım, içime almadığım bir kelime.

 

Ama aslında her yerde.

 

Bende.

 

Aşk benim ibadet biçimim belki de.

 

Aşk eğer, özlemle eş değerse, bir mektup beklemekse birinden, bir mesaj, bir e-posta, herhangi bir ses...

 

Ya da vazgeçememekse bazı şeylerden, evet ben de.

 

Kendini hırpalamak, eleştirmek, yerin dibine sokmak, sonra o kuyudan çıktığın için kendine bir o kadar hayran kalmaksa, kesinlikle.

 

Sonra bir de o halde dile gelip saçmalamaksa, evet o benim işte.

 

Ve zamanı unutmak…

 

Yap(a)mam dediğin her şeyi eşek gibi, ya da bazen uslu uslu yapmaksa.

 

Ona bakarken içinin erimesi, gözlerinin gülmesi, göğüs kafesinin hareketlenmesi ise ya da karın boşluğunun mesela, evet bana da yer ayırın, hem de en önden.

 

En önde açık ara ben.

 

Kendi kendime. Başkalarına. Bir duruşa, bir el hareketine, bir mimiğe, bir yazıya, bir söze, araba sürerken direksiyonu kırma biçimine, kitabı okuyuşuna, hikaye anlatışına, hayal dünyasına, rüyasına, uyuyuşuna, bir şarkıya, bir notaya, o şarkıyı yazana, enstrüman çalana, mikrofona, o mikrofona konuşana, çaya şeker atmasına, sonra karıştırmasına, menüden yiyecek seçmesine, saçını savurmasına, saçını toplamasına, saçını kazıtmasına, bir filme yorum yapmasına, yemek yapmasına, dedikodu yapmasına, kitap seçmesine, yazı yazmasına, yazma’sına, el yazısına, el yazmasına, el emeği göz nuruna, gözünün ferine, bir bakışına, insan oluşuna, insan kalışına. İnsana, insanın yarattığı güzelliklere, hele hele kötülüklerin türediği yerlerde inadına filizlenen güzelliklere ve yeti olarak kendine bu güzellikleri yaratmayı seçenlere aşığım. Güzel adamlara, madamlara, topluluklara, ortamlara. Güzel yazanlara, güzel yatanlara, güzel yapanlara, güzel yananlara, güzel yaranlara, yakanlara, takanlara, tapanlara, taşanlara, şaşanlara, güzel görenlere, güzel gömenlere, göçenlere, seçenlere, geçenlere, gelenlere, güzel gidenlere…

 

Herkesin aşık olunası, tapılası bir yanı var bana göre.

 

Marifet o (mü)cevheri* görebilmekte.  

 

Ve herkes gizliden gizliye aşık içinden birilerine…

 

Şahsen ben, öyle… Hem de nicelerine…

 

Aşk… Aslında tek kişiliktir bir yerde, tek kişilik yaşanmalıdır, biraz narsisistliktir de.

 

Gerçekten aşık olayım, o zaman söz, aşkı da anlatacağım size. Aşk işte, hani herkesin bildiği, bizim “moda” tabirle.

 

Hande “mode” B.

19.01.2010 00.59

 

 

 

* Bu kullanıma Küçük İskender-Underground Otopark’ta rastlanılmıştır.

 

P.S: Psikeart dergisinde bu ay Narsisizm işleniyor, enteresan makaleler var. Öneririm!

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!